Bir Garip MatematikCİ

İslamiyetin Doğuşu ve Yayılışı konusu hakkında bilgi

İSLAMİYET`TİN DOĞUŞU SIRASINDA DÜNYANIN GENEL DURUMU

>        İslamiyet`ten Önce ARABİSTAN`ın Durumu

  Arabistan; Asya`nın güneybatısında bulunan bir yarımadadır. Kızıldeniz ve Basra Körfezi arasında yer alır. Yarımadayı çevreleyen dağlar arasında özellikle iç kesimlerde uçsuz bucaksız uzanan çöller vardır.

*İklim koşullarının yetersiz olması bu bölgede önemli uygarlıkların yaratılmasını engellemiştir.

>        Siyasi Durum ve Halk:

1.Araplar Sami ırkına mensuptular,

2.Arabistanda yaşayanlar halkı iki grupta incelemek mümkündür;

*Güney Araplar: Yemenliler olup genellikle yerleşik bir hayatı benimsemişlerdir.

*Kuzey Araplar: Arabistan`ın kuzey bölgesinde daha çok göçebe (bedevi) bir hayat sürmekteydiler.

1)Tarih içinde Yemen`de Main Devleti, Seba devleti ve Himyeriler devleti kurulmuştur.

2)Kuzey Arabistan`da Nebatiler, Tedmürlüler ve Gassaniler devleti kurulmuştur.

3)İslam tarihi bakımından son derece  önemli bir yer olan Hicaz bölgesinde ise bir devlet yok idi.

4)Hicaz bölgesinin iki önemli şehri Mekke ve Yesrip (daha sonraki adı Medine) idi.

5)Mekke`de Kureyş kabilesi hâkim idi.

6)Mekke gerek ticaret yollarının keşiştiği bir yerde olması gerekse Kâbe`yi ziyarete gelen Araplar sayesinde önemli bir ticaret ve din merkezi duruma geldi.

7)Bu arada İran, Habeşistan, Yemen ve Bizans ilede ticaret yapılıyordu.

8)Medine ise daha çok tarım sehriydi. Burada  Araplar ve Yahudiler birlikte yaşıyordu.

Din ve İnanış: 

    Arabistan`da yaygın olarak putperestlik vardır. Büyük putlar Kâbe`de bulunurdu. Putlar ziyaret edilir, kurban kesilir, panayırlar düzenlenirdi. Bu  sayede Mekke önemli bir iktisadi güce sahip olmuştu. Hicaz`da tek tanrı inancına sahip hanife denilen insanlar vardı. Yahudilik ve Hristiyanlık da Araplar tarafından biliniyordu.

**__! Mekke`de Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail`in Allah`ın emri üzerine inşa ettikleri “Kâbe” bulunmaktadır.

 ASYA  (siyasi durum)

Bizans İmparatorluğu (395,1453)

Kavimler Göçü sonucunda Roman İmparatorluğu, büyük karışıklıklar içinde kalmış ve  eski gücünün büyük ölçüde kaybetmişti. Bunun sonucu olarak 395 yılında Batı ve Doğu Roman İmparatorlukları olraka ikiye ayrıldı. Batı Roma İmparatorluğu`nun başkenti eskiden olduğu gibi Roma, Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti ise Bizans (İstanbul) oldu. İslamiyet`in doğuşu sırasında Bizans`ın başında bulunan Herakleios,Kartaca valisinin oğlu idi.Donanmayla İstanbul`a gelerek  İmparatorluğu ele geçiren Herakleios Roma tarihinin en güç ve en karanlık devrinde görev başına gelmişti.Bizans İmparatorluğu daha sonraki yıllarda Sasanîlerin,Slâvların,Avarların ve Hunların saldırılarına uğradı.VII.yüzyılda  Müslümanlar,bir yadan Bizans`ı kuşatırken,diğer yandan Süriye,Filistin,Mısır,Kuzey Afrika,Müslümanların  eline geçti.1017 Malazgirt Savaşında ağır yenilgiye uğrayan Bizans,kısa zamanda  Anadolu`nun büyük bir kısmını kaybetti.29 Mayıs 1453`te  Osmanlı Padişahı F.Sultan Mehmet,İstanbul`u fethederek Bizans İmpaaratorluğu`na son verdi.

 

Sasaniler (224-651)

   Miladi III. yüzyılın başlarında İran`da Partlar hâkimdir. İran`da Part imparatorluğu zayıflamasında Sasan`ın oğlu Bebek, 224 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bebek`in oğlu Ardeşir,Partları yenerek başkentleri Medain`i  ele geçirdi.Sasaniler en güçlü dönemlerini, I. Hüsrev zamanında yaşadılar.Sasaniler, Batı Göktürk Yabgusu İstemi ile anlaşarak, Akhunlar  devletine son verdiler.İpek Yolu`nu kapatmaları,Sasanilerin,Göktürklerle aralarının açılmasına neden oldu.Göktürkler, Sasanilere karşı Bizans ile ittifak yaptılar.Sasaniler, Göktürklerin ve Bizanslıların saldırıları sonucu iyice yıprandılar.Hz. Ebubekir döneminde başlayan Müslüman Arap ordularının İran seferleri,Sasanilerin çıkışını hızlandırdı. Hz. Ömer zamanında kazanılan Kadisiye (635) ve Nihavend (642) savaşlarında Sasaniler ağır yenilgiye uğradılar. Horosan taraflarına kaçarak mücadeleyi sürdürmek isteyen III. Zeydcerd`in 651`de öldürülmesiyle, Sasani Develeti sona erdi.

 

Göktürkler

   Çin`in siyasi faaliyetleri sonucu Göktürk Devleti 582 yılında doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı.Her iki Göktürk devleti daha sonra meydana gelen olaylar sonucu  Çin hakimiyetine girdiler.552`de Bumin Kaan tarafından kuruldu.İslamiyetin ortaya çıktığı ve yayılmaya başladığı dönemde Göktürkler, Asya`da önemli bir siyasi güç olmaktan çıkmışlar ve Çin hakimiyeti altında girmiş bulunuyorlardı.

 

Hindistan

   XI.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Hindistan <<Raca>> ünvanıyla anılan birçok prensler tarafından idare edilmeye başladı.Hindistan`ın İlk Çağdan beri istilalara uğraması, bu ülkede siyasi birliğin kurulmasına imkan vermemişti.Hint halkı arasında bir kaynaşmanın olmayışının  en önemli sebebi “Kast Sistemi” idi.Buna göre Hint halkı çeşitli sınıflara ayrılmıştı. Bu sınıflar şunlardı: Brahmanlar, askerler ve asilller, vaysiyaler (tüccarlar, çiftçiler) ,südralar (işçiler). Hindistan`da  ilk siyasi birliği sağlayan  Guptalar (320-550) oldu.

   VI. yüzyılınn sonunda başkent Thanesar olmak üzere bir krallık kuruldu.  Böylece Thanesar hanedanı ortaya çıktı.605`te on altı yaşında Harşa başa geçmişti. O tahta çıktığı sırada ülke karışıklık içindeydi. Harşa ilk olarak çeşitli bölgeleri kontrolü altına almak istedi. Bunun içinde harekete geçti ve 620`de mahalli prensleri mağlup ederek hemen hemen bütün Kuzey Hindistan`a hakim oldu.

   İslamiyetin doğuşu  sırasında siyasi birliğin bulunmadığı Hindistan Nepallilerin ve Tibetlilerin saldırılarına uğramaktaydı.

 

  Çin

   İslamiyetin doğduğu yıllarda Çin`de siyasi birlik, Sui ve Tı_ang Hanedanları (589-906) tarafından sağlanmış durumdaydı. Çin`de  üç yüz yıllık mücadele ve parçalanma döneminden sonra Sui hanedanı birliği yeniden kurdu. Bu hanedanın yönetimi sırasında Çinlilerin Göktürkler ile münasebetleri oldu.Daha sonra Çin`de   patlak veren iç savaşta  Sui hanedanının yönetimi sona erdi. Tı_anglar öteki rakiplerini yenerek Çin tahtına çıktılar.Çin, bu dönemde çeşitli yollarla Göktürkleri ikiye bölmüş ve 630`da hakimiyeti altına almıştı.Orta Asya`da tek güç haline gelen Çin, yayılması sonucunda Çin sınırları İran`da Kore`ye Moğolistan`dan Güneydoğu Asya`ya kadar genişlemiş durumdaydı.

 

Japonya

   İslamiyetin doğuşu sırasında Japonya `da Yamato aileleri hakimdi.Soga ailesi 587 tarihinde Yamato içinde üstünlüğü elde etti.Nitekim 592`de bu ailenin başına bir kadın yönetici Suiko getirildi.Aynı zamanda onun yeğeni Shotuku Taishi Naip olarak görev yapmaya başladı.O, yıllarca Kore üzerinde kaybedilen Jopan nüfusunun tekrar elde edilmesi için çalıştı.Bu maksatla oraya seferler düzenlendi.Ayrıca askeri siyaseti terk ederek, Çin İmparatorluğu ile doğrudan temas kurdu. (607) Shotuku 622`de öldü.

Din  ve İnanış 

Büyük dinlerin ana yurdu olan Asya`da İslamiyetin doğuşu ve yayılması sırasında Hristiyanlık, Musevilik, Zerdüşt, Hindu, Mani dinleri bulunmaktaydı.

   Zerdüşt dini M.Ö VII. Yüzyılda  İran`da  ortaya çıktı. En büyük tanrısı Ahuramaz idi.

*Bizans`ta; Hristiyanlığın Ortodoks mezhebi yaygındı. Bizans`taki patrik, aynı zamanda  tüm ortodoksların dini lideri haline gelmişti. Bizans İmparatorluğu Ortodoksluğu resmi devlet haline getirerek siyasi amaçlarıyla birleştirdiler.

*Sasanilerin egemen olduğu İran`da halkın çoğunluğu Zerdüşt dinine mensuptu. Bu dinin esası iyilikle kötülüğün mücadelesiydi. İyilik tanrısının adı Ahuramaz da (Hürmüz) ,kötülük tanrısının adı Angramanyu (Ehrimen) idi. İranlılar inanışına göre  bu iki Tanrı arasında   devamlı savaş vardı. İyi bir iki her zaman  Ahuramazda`nın yanında yer almalı ve kötülüklere karşı savaşmalıydı. İranlılar, Tanrıları Ahuramazda ateş yakarak tapıyorlardı. Bu  ateşlerin yandığı  yere “Ateş gede” denir ve Ateş hiçbir zaman söndüremezdi. Ancak bu ateş, Hz. Muhammed`in  doğduğu gün kendiliğinden sönecektir.

*Göktürk, Göktanrı dinine inanıyorlardı. İnanışlarına göre Tanrı Kâinatın yaratıcısıdır, tektir, ebedidir. Topa Kağan, Budizm`e büyük ilgi göstererek bu dini Türkler arasında yaymaya çalıştıysada halk arasında fazla ilgi görmedi. Çünkü Budizm Türklerin yaşantısına uygun değildi.

*Hindistan`da en yaygın din, Hinduizm idi. Daha  sonra bu ülkede ortaya çıkan Budizm, Hindistan`da fazla yaygınlaşamamış, Çin`de, Tibet`te ve Japonya`da benimsenmişti. Temelinde, Tanrı ve doğaüstü güç düşüncesi olmayan Budizm, din olmaktan çok, felsefi bir düşücedir. Ahlâk anlayışının temeli doğruluktur. Ruh temizliği, düşünmeyi ve kötülüklerden uzak durmayı öğütlemektedir.

*Çin`de halkın  çoğunluğu Budizm dinine inanıyordu. Budizm yanı sıra Şinto ( Tanrılar yolu) dini de halkın arasında yaygındı. Şinto dini, tabiat kuvvetlerine ve atalara tapınma üzerine kurulmuştu.

 İSLAMİYETİN DOĞUŞU VE YAYILIŞI 

 

 Hz. Muhammed`in Hayatı ve Peygamberliği Kureyş kabilesinden olan Hz. Muhammed, 571 yılında Mekke`de doğdu. Annesi Âmine, babası Abdullah idi. Doğmadan  önce babasını, çocuk yaşta annesini kaybetti. Önce dedesi Abdulmuttalip, sonrada amcası Ebu Talip tarafından himaye edildi. Gençlik yaşlarında ticaretle meşgul oldu ve bu sayede  Arabistan `ın  birçok  yerini tanımaya imkân buldu. Ahlâki ve dürüstlüğünden dolayı kendisine “ Muhammed`ül Emin “ dendi. 25 yaşında iken Hz. Hatice ile evlendi. 40 yaşında kendisine ilk vahiy geldi.

   Hz. Muhammed`e   Cebrail adlı melek tarafından gönderilen ilk ayette “ Oku! Yaradan Rabbinin adıyla oku “ denilmekte idi. Hz. Muhammed `e ilk inananlar Hz. Hatice  , Hz. Ebubekir , Hz. Ali , Hz. Zeyd ve Hz. Osman `dır. İslamiyeti kabul edenlerin sayısı zamanla arttı. Müşrikler ( putperestler) hemen İslamiyete ve Müslümanlara karşı cephe aldılar, onlara baskı uygulamaya başladılar.

 **__! İslam`da köle- efendi ayrımı olmadığından Mekke`nin ileri gelenleri mevki ve nüfuslarını yitirmekten endişelendirler.

        İslam`da “ tevhid “ inancının Arapların “ atamızın dini “ dedikleri, putperesliği ortadan kaldıracağından kaygılandılar.

   Müslümanlara yapılan  baskı ve zulüm artınca  Hz. Peygamber bazı Müslümanların Habeşistan`a göç etmelerine müsaade etti (619).

**__! Habeşistan hükümdarı Hristiyan olup adaletiyle tanınan biri idi.

**__! Bu olay İslam tarihinde ilk hicret olayıdır. İki  halife halinde yapılmıştır. 

    İslamiyet, Mekke dışında Kâbe `yi ziyarete gelenler arasında da yayıldı. Müslüman  olan Medineliler,  Akabe denilen yerde Hz. Peygamber`e bağlılık sözü verdiler. Buna “ I. Akabe Biatı “ denilmişti.

    Medineli Müslümanlardan daha büyük bir topluluk, 622 senesinde Akabe `de Hz. Peygamber`e bağlılıklarını yenilediler (II. Akabe Biatı). Onu Medine`ye  davet ettiler. Bu durum Müslümanların Medine`ye hicretinde etkili olmuştu.

     Müşriklerin Müslümanlara yaptıkları eziyet artık dayanılmaz hale gelmişti. Kureyş `in ( müşrikler) zulmünden kurtulup dinlerini serbestçe yaşabilmek için Müslümanlar Hz. Peygamber`in izniyle  Mekke`de Medine`ye göç ettiler. En son hicret edenler ise, Hz. Peygamber ve yakın arkadaşı Hz. Ebubekir oldu.(622).

    İslam tarihinin  en önemli dönüm noktalarından birisi olan Hicret olayı üzerine, Müslümanlar rahat bir nefes aldılar. Hz. Peygamber, Medinelilerle (Yahudiler dâhil) bir sözleşme yaptı. Tarihe “ Medine  Sözleşmesi “ diye geçmiş olan bu bölgede, Hz. Muhammed, Müslümanlar ve Yahudilerin karşılıklı ve  vazifeleri belirtilmekte idi. Buna göre  Yahudiler, din ve ibadetlerinde serbest olacaklar, Medine `ye bir düşman saldırısı olursa Müslümanlarla birlikte şehri savunacaklardı.

 

**__! Hicret, Hz. Ömer zamanında kabul edilen Hicri takvimin başlangıç senesi olmuştur. 

NOT: Türkler İslamiyet’e girdikten sonra Hicri Takvimi kullanmaya başlamışlardır. 

Hz. Peygamber, Medine `de ilk İslam Devleti`ni kurdu. Kurduğu devlete  “ Medine Site Devleti “ denilmişti.

   Hicretin Sonuçları

1_Müslümanlar Putperest ayakların baskısından kurtulmuştur.

2_İslam inkilâbının başlangıcı olmuştur.

3_Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskıları sona ermiş ve İslamiyetin yayılması hızlanmıştır. Ensar ile Muhacir kardeş ilan edilmiştir. Hicretin yapıldığı yıl  hicri takvimin başlangıcı ilan edildi. 

   HZ. MUHAMMED`İN SAVAŞLARI

 

Bedir SAVAŞI (624)

   Nedenleri:

1.      Müslümanların Şam ticaret yolunu tehdit etmeleri

2.    Müslümanların Mekke`de yağmalanan mallarına karşılık Suriye`den, Mekke `ye gitmekte olan Ebüsüfyan yönetimindeki Ticaret kervanı ele geçirmek istemeleri.

Sonuçları:

1.      Müslümanların ilk savaşı ve ilk zaferi, Şam ticaret yolu kısmen Müslümanların eline geçmiştir.

2.    Medine`deki Yahudilerin bir kısmı Mekkelilerle iş birliği yaptığı için Hz. Muahmmed  tarafından Medine `den çıkarılmıştır.

3.    Müslümaların morali ve gücü arttı.

4.    Müslümanlar bol miktarda ganimet elde ettiler.

*İslam savaşı hukukunun esasını teşkil eder.

     Ganimetlerin beşte biri devlet hazinesi için ayrıldı, kalanı savaşlara taksim edildi. Bu esas, sonraki İslam devletlerinde de uygulanmıştır.

 

Uhud SAVAŞI (625)

  Nedenleri:

1.Müşriklerin   Bedir   mağlubiyetinin intikamını almak.

2.Müslümanların daha fazla güçlenmelerini önlemek ve Şam ticaret yolunun emniyetini sağlamak istemeleri bu savaşın sebebidir.

3.Medine`den çıkarılan Yahudilerin savaşa teşvik etmesi.

  Sonuçları:

1.      Mekkelilerin savaşı kazandılar.

2.    Hz. Muhammed`e itaatin önemi anlaşıldı.

3.    Hz. Muhammed  yaralandı, Müslümanlar mağlup oldular. 

**__! Uhud savaşı Müslümanların ilk yenilgisidir. Bu savaştan sonra, Medine Sözleşmesini bozdukları için  Beni Nadir  Yahudileri Medine`den uzaklaştırmışlardır. Bunlar  Haybere giderek yerleşmişlerdir.

 

Hendek SAVAŞI (627)

  Nedenleri:

 Uhud savaşında umduklarını bulamayan Mekkeliler, Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine üzerine doğru hareket ettiler. Şehrin savunmasız yönü Selman-ı Farisi adındaki İranlı bir Müslüman’ın teklifi üzerine hendekle çevrildi

Sonuçları:

1.      Savaş Müslümanlar tarafından kazanılmıştır.

2.    Mekkeliler`in Müslümanlar üzerine düzenledikleri son saldırı olmuştur.

3.    Bu  savaştan sonra Mekkeliler savunmaya, Müslümanlar taarruza geçmişlerdir.        

 Hudeybiye ANTLAŞMASI (628)

     Müslümanlar hac yapmak için 1500 kişilik topluluk ile Mekke`ye doğru hareket ettiler. Bunu  savaş olarak  değerlendiren Mekke ise savaşa hazırlıklı idi.  Mekke yakınlarında Hudeybiye denilen yerde iki taraf görüşmeler sonunda  antlaşmaya  vardılar. ( Zira Müslümanların bir barış ortamına ihtiyaçları vardı.) Bunu Hedeybiye Antlaşması denir.(628) rünüşte Antlaşma maddelerinin bazıları Müslümanların aleyhindedir.

  Bunlar:

1. Her iki taraf 10 yıl boyunca birbirleriyle savaş yapmayacak.

2. Bu yıl hac olmayacak, ertesi yıl Müslümanlar hac edebilecek, Mekkeliler hac sırasında 3 gün şehri boşaltacaklardır.

3. Müslümanlarla Mekkelilerin istedikleri  kabileler ile ittifak  yapabilecekler.

4. Reşid olmadan İslamiyeti seçen Mekkeliler Medine`ye alınmayacak, Mekke`ye iade edileceklerdir.

5.Medine`den Mekke`ye geri dönmek isteyenlere Medine İslam Devleti karışmayacak.

6. Hiç kimsenin canına ve malına zarar verilmeyecek himayeleri altında  bulunan kabilelere askeri yardım yapılmayacaktır.

 

Sonuçları:

1. Müslümanların siyasi bir varlık olarak imzaladıkları ilk antlaşmadır.

2. Kureyşliler Müslümanların bir güç olarak resmen bu bölge ile  tanıdılar.

3. İlk bakışta Müslümanların aleyhinde görünüyorsa da daha sonra lehine döndü.

4. Müslümanlar güney sınırlarını güvence altına aldılar.

5. Mekke`nin önde  gelen komutan ve siyasi liderleri silam dinine girdiler.

6. Her iki tarafın eşit  haklara sahip olduğu bu belgeyle ortaya çıktı.

7. Taraflar arasındaki sert düşmanca tavırlar yumuşamış, sosyal ve ticari ilişkiler artmıştır.

8. Hudeybiye, Müslümanların askeri başarılarının en açık  bir yazılı belgesi olmuştur.

 

      Hayber`in Fethi (629) –(Hayber Kalesi)

   Hayber Yahudileri Mekkelilerle iş birliği yaparak  Müslümanlar için devamlı bir tehlike oluşturuyorlardı. Hz. Peygamber bu tehlikeden kurtulmak için hemen harekete geçti ve beraberindeki bin beş yüz Müslümanla Hayber Kalesini Kuşattı.

Hayberliler Hz. Peygamber`in hızlı hareketi nedeniyle kuşatma için hazırlık yapamamışlardı. Bu  yüzden daha fazla direnmeden teslim oldular. Sonuçta Hz. Peygamber tarımdan elde ettikleri ürünlerin            ,                             yarısını vermeleri şartıyla Yahudilere topraklarını                              ,                                              geri verdi.(629).

                          Hz. Peygamber ve  Müslümanlar Hudeybiye`den bir yıl sonra, antlaşmanın tanıdığı hakka dayanarak Kâbe`yi  ve Mekke`yi ziyaret    ,   ,           ettiler.

 

 

           Mute SAVAŞI (629)

  Nedenleri:

1.      Bizans`a bağlı Gassani kralının İslam elçisinin öldürmesi

2.    Müslümanlardan oluşan bir keşif kolunun pusuya düşürülmesi.

  Sonuçları:

1.Her iki tarafta savaşta üstünlük sağlayamadı.

Önemi: Mute savaşı Bizans İmparatorluğu ile Müslümanlar arasında ilk savaştır.

    

 

                Mekke`nin Fethi (630)

   Bir süre sonra Mekkeliler iki kabile arasındaki mücadele taraf tutarak Hudeybiye Antlaşmasına  uymadılar. Hz. Peygamber bu durumda , bir sefer için hazırlıklara  başladı. Mekke civarındaki dağların arkasında ordugâhını kurduğu zaman on bin kişilik bir kuvveti vardı. Mekkeliler ordugâh kuruluna kadar Müslümanların hareketinden haberdar olmamışlardı.

   Bu arada Mekke`nin en büyük reisi Ebu Süfyan  Müslüman keşif birliklerinin eline esir düştü. Hz. Peygamber Müslüman olan Ebu Süfyan`ı ertesi günü serbest bıraktı. Bu sırada Müslüman ordusu dört yönden Mekke`ye  girmeye başladı. Ayrıca Ebu Süfyan, Müslüman ordusunun büyüklüğünü anlatarak direnmenin  faydasız olduğunu  Mekkeliler`e söylemişti. Böylece Mekkeliler savaşmadan Müslümanlara itaat ettiler.

   Hz. Peygamber şehre girdikten sonra Kâbe`ye gitti ve orada putları kırdırdı. Düşmanları ve eski Hemşerilerine büyük bir alçak gönüllülükle konuşarak “ Hepiniz Hürsünüz “ dedi. Bu sözlerin Mekkeliler üzerinde büyük etkisi oldu. Kendiliklerinden İslam dinini kabul ettiler.

 

   Huneyn  SAVAŞI ve Taif SEFERİ (630)

    Nedeni:

  Putperestler, Müslümanlara karşı Taiflilerle birleşerek  Huneyn denilen  yerde toplanmışlardı. Üzerlerine yürüyen İslam ordusuna yenilerek Taif `e sığındılar. Ancak Taif alınamadı. Taifliler 631 yılında Müslümanlığı kabul ettiler.

   Sonucu:

  Hicaz başta olmak üzere Arabistan`ın büyük bir kısmı İslam dinine girdi. Hz. Muhammed  Müslüman olmayan Araplarla son mücadelesini yapmıştır.

  Huneyn Zaferi, Mekke`nin fethini tamamlayıcı bir özellik gösterir.

   

 

                   Tebük  SEFERİ (631)

   Bir Bizans ordusunun Müslümanlar üzerine yürüdüğü haberi duyulunca Hz. Peygamber büyük bir ordu ile Suriye üzerine sefere çıktı. Haberin asılsız olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine geri dönüldü. Bölgedeki bazı kabileler (Gassanilerin büyük bir kısmı) Müslüman oldular.

 **__! Tebük seferi Arabistan dışına yapılan ilk seferdir. Tebük seferi Müslümanların Bizans üzerine sefer yapacak kadar  kuvvetli olduğunu göstermektedir.

   Bu sefer Hz. Peygamber`in son seferidir. Veba salgını olduğundan Suriye`ye gidilmekten vazgeçilmiştir. Bu durum tarihte ilk karantina sisteminin uygulanmasıdır.

Veda  HACCI  ve Veda  HUTBESİ

    Tebük Sefer`inden sonra Medine`ye dönen Hz. Muhammed ertesi yıl kalabalık bir Müslüman topluluğu ile Mekke`ye hac yapmaya gitti. Bu hacca İslam tarihinde “ Veda Haccı “ denir. Hz. Muhammed bu hacda haccın nasıl yapılacağını Müslümanlara bizzat kendisi göstermiştir.

    Hz. Muhammed `in aynı yıl içerisinde vermiş olduğu hutbe`ye de “ Veda Hutbesi “ denir. Bu hutbe`de cahiliye devrinin sona erdiğini, kölelik ve efendilik müessesinin ortadan kalktığını, herkesin eşit olduğunu belirtmiştir. Hz. Muhammed bu Hutbesi`nin sonunda

 Kur-an`ı  Kerim`in tamamlandığı ve görevinin sona erdiğini bildirerek Müslümanlara veda etmiştir.

     Veda Haccı`ndan sonra Hz. Muhammed Medine`ye dönmüş rahatsızlıklarının giderek artması üzerine imamlık görevini Hz. Ebubekir`e bırakarak, 8  Haziran 632`de Pazartesi günü vefat etmiştir.

     Mezarının ismi Rauza-i Muhtahhara`dır. Vefat eden Hz. Muhammed, Medine`ye defnedildi. İslam tarihinde Hz. Muhammed’in vefatıyla “ Dört Halife Dönemi “  başlamıştır.

                     

DÖRT HALİFE DEVRİ   (632–661)

      Hz. Muhammed`in vefatından sonra Hz. Ebubekir `le başlayıp, Hz. Ali `ye kadar süren döneme Dört Halife Devri  denir. Bu dönemde halifeler seçimle başa geldikleri için bu döneme Cumhuriyet Dönemi denir. Bu dönem İslamiyet’in yayılması, kökleşmesi ve kuvvetlenmesi bakımından önemlidir.

 

                    Hz. Ebubekir  DÖNEMİ  (632–634)

Hz. Peygamber`in ölümü ile ortaya çıkan yalancı peygamberlerin ve zekât vermeyenlerin isyanlarını bastırarak Arap Yarım adasından siyasi birlik sağlanmıştır. Kur-an`ı Kerim kitap haline getirilerek özgün halinin korunması sağlanmıştır.

    Halife, komutan ve yüksek dereceli memurlara maaş bağlanmıştır. Arap Yarım Adası dışında ilk kez fetihlere başlanmıştır. İslam ordularının düzenli olarak fetihle görevlendirildikleri ülke Suriye olmuştur. Husamin Zeyd komutasındaki ordu Suriye`ye , Halid Bin Velid komutasındaki ordu Irak`a gönderilmiştir. Müslümanların Güney Filistin`i ele geçirmelerinin üzerine  Bizans  elli bin kişilik  bir orduyu Suriye`ye göndermiştir. Bunun  üzerine  Halid Bin Velid Suriye`ye gelip İslam ordularının başına geçmiştir. İki ordu Yermük Irmağı kıyılarında savaşmışlar ve Müslümanlar Bizans ordusunu Yenilgiye Uğratmışlar.(634).

      Yermük Zafer’inin  Sonucu:

  * Suriye`nin  kapıları İslam ordularına açılmıştır.

      Hz. Ebubekir Yermük  Zafer`inden sonra 23 Ağustos 634 `de vefat etmiştir. Aziz dostu Hz. Muhammed `in yanına defnedilmiştir.

           

Hz. Ömer DÖNEMİ (634-664)

Hz. Ebubekir hastalandığı zaman tavsiyename hazırlayarak kendinden sonra Müslümanlar arasında karışıklık çıkmasını önlemek için Hz. Ömer Halife  olmasını istemiştir. Böylece Hz. Ömer hiçbir itiraz meydana gelmeden halife olmuştur.

      Hz. Ömer  başa geçince  Halid  Bin Velid`i  ordu komutanlığına alarak, Ebu Hubeyde`yi atamıştır.

      İslam ordusu 635 `de Şam`ı  (Dimaşk) kuşatmış ve altı ay süren mücadeleden sonra şehri ele  geçirmiştir. Suriye `nin fethi tamamlandıktan sonra Müslümanlar  Kudüs`e ilerlemiştir bunun üzerine Kudüs Bizans`tan yardım istemiş imparator  Herakleois deniz yoluyla Kudüs`e yardım göndermiştir. Suriye`deki  tüm İslam orduları Arm ve As başkanlığında birleşerek Bizans kuvvetleri ile karşılaşmışlardır.

      636 yılında yapılan  “  Ecnadin “  savaşını Müslümanlar kazanmış, ardından Kudüs `ü kuşatmışlardır. Kudüs Patriği halifeye  teslim olacağını bildirince şehir savaş yapılmadan Müslümanların olmuştur.

Irak  CEPHESİ

      * Köprü Savaşı (634): 

    İslam orduları Fırat Nehri kenarında İran ordularıyla karşı karşıya gelmiş ve savaşı kaybetmişlerdir. Komutan Ebu Veyde ve pek çok  İslam askeri şehit olmuştur.

      * Kadisiye Savaşı (636):      

  Irak cephesindeki ordunun başında Sad  Bin Ebi Vakkas  vardır. Müslümanlar ile Sasaniler Küfe yakınlarında Kadisiye denilen yerde tekrar karşılaşmışlardı. Savaşı İslam orduları kazanmıştır.

     Sonuçları:

1. Böylece Irak Müslümanların eline geçmiş, İran yolu açılmıştır.

2. Bu savaşın ardından Sasaniler`in başkenti Medain şehri ele geçirilmiştir.(632)

    * Celula Savaşı (637):

  Bu savaş  Müslümanlar kazanmışlardır. (Sasanilerle yapılmıştır.)

Müslümanlar bu arada Basra ve Kûfe `de yeni askeri üsler kurarak ordularını takviye etmişler ve güçlerini arttırmışlardır.

    * Nihavend Savaşı (642):

  İranlılar  topladıkları  kuvvetlerle Müslümanlar üzerine  tekrar saldırmışlar ve Nihavend  de yapılan savaşı Müslümanlar kazanmıştır.

     Sonuç:

  İran ordusu  dağılmış ve İran  şehirleri tamamen Müslümanların eline geçmiştir.

  Irak ve Suriye  seferlerinden  başka  İslam orduları  El_Cezire ( Yukarı Mezopotamya ) yönelmişler 639 yılında Urfa, Harran ve Diyarbakır feth edilmiş ve 634–664 yıllarında  Azerbaycan, tamamiyle  feth edilmiştir.

    Önemi:

 Nihavend savaşlarıyla, Müslümanlar sınır komşusu olmuşlardır.(Karluklar ve Türkişler)

 Suriye `nin  fethinden sonra Mısır Müslümanlar için bir hedef haline gelmişlerdir. Mısır Bizans  hâkimiyeti altındaydı ve ağır vergiler veriyorlardı. 642 yılında Mısır `ın fethinden  sonra Lidye ve Trabulusgarb İslam ordularınca feth edildi.

 

        _ Hz. Ömer  Döneminde  Yapılan  Düzenlemeler_

1.     İlk kez divan teşkilatı kuruldu.

2.    Adli teşkilat  kuruldu. Vilayetlere  validen ayrı  olarak kadılar atandı.

3.    Fethedilen  ülkelerin yönetim birimlerine ayrılmasıyla büyük iller ortaya çıktı.

4.    Irak, Mısır, Suriye, Cünd  adı verilen devamlı ordugâh şehirleri kurulmuştur.

5.    Hicri takvim hazırlanarak kullanılmaya  başlanmış

6.    Ekonomik alanda yenilikler yapılmıştır.

7.    Askeri amaçlı ikta sistemi  uygulanmıştır.

   Hz. Ömer  son derece sade bir hayat yaşayan  adaletli yönetimi ile  herkesin güvenini  kazanan  İslam  devletlerini  sınırlarını  Lidya`dan  Horasan`a  kadar  ve  Kafkasya`ya  kadar genişleten Hz. Ömer  644 yılında  İranlı bir  köle tarafından hançerlenerek öldürülmüş ve şehit olmuştur.

        

               Hz. Osman  DÖNEMİ  (656)

      Hz. Ömer  vefat etmeden önce yerine  geçecek  halifeyi belirlemek  üzere Hz. Muhammed `in eski arkadaşlarından  6 kişiyi görevlendirmişti. Bu  arkadaşların  yaptıkları  görüşmeler sonucu  Hz. Osman Halife seçilmiştir.

     Hz. Osman fetih  hareketlerine devam etmişler. Bu dönemde  İslam orduları  Kafkaslarda  Hazarlar  ile karşılaşmışlardır. İslam  orduları sık sık  Torosları aşarak  Anadolu içlerine  kadar akınlar düzenlemişlerdir.

    Bizans`ın eline geçen  İskenderiye geri alınmıştır. Anadolu`da  İslam orduları Kayseri`ye kadar  ilerlemişlerdir. Kafkasların bir kısmı ve burada Hazar Türkleriyle  savaşılmıştır. Horosan`ı alan İslam orduları  Ceyhun Nehri`ni geçecek Asya  içlerinde ilerlemişlerdir. Böylece  Türkler ve Müslümanlar arasındaki savaş  başlamıştır.

   Suriye sahillerinde ilk İslam  donanması  kurulmuştur. Şam  valisi Muaviye tarafından kurulmuştur. Muavi`ye Kıbrıs`ı kuşatarak  649 yılında almıştır. İslam  tarihindeki ilk karşıklıklar bu dönemde çıkmıştır.

   Hz. Osman  yumuşak huylu ve iyi niyetliydi. Başta  valilikler olmak üzere  ordu komutanlıklarına  ve önemli  görevlerine  Ümeyye ailesinden  akrabalarına  getirmiştir. Bu valilerin  idaresinden memnun olmayanlar  ve münafıklarında kışkırtması Hz. Osman`a karşı muhalefete başlamışlardır. Yaşlılığından  dolayı  Hz. Osman  kendisine  karşı oluşturulan  bu muhalefeti  bastırmakta  güçlük çekiyordu. Bu arada  Mısır, Basra  ve Kûfe`den 500 kişilik  bir grup  Medine`ye  gelerek  ortalığ karıştırdılar. Bundan  sonra olayların  önüne geçilemedi. Ve Hz. Osman  evinde Kur-an`ı Kerim  okurken 17 Haziran 656 `da  bu grup tarafından  şehit edildi. Bu olay  daha sonraki  yıllarda  meydana  gelebilecek huzursuzlukların  temelini oluşturdu.

    Çeşitli şehirlerde Kur-an`ı Kerim  ayetlerinin farklı şekillerde okunması üzerine  Kur-an`ı Kerim  çoğaltılarak  ordugâhlara  ve öenmli merkezlere gönderilmiştir. Bu Hz. Osman  döneminin  en önemli olayıdır. Horasan  ve Harzem fethedildi.

 

Hz. Ali  DÖNEMİ ( 656-661):

     Hz. Osman`ın  şehit edilmesinden sonra halifelik Hz. Ali`ye teklif edilmiştir. Hz. Ali  önceleri bu teklifi kabul etmediyse de ısrarlar karşısında olumlu  cevap vermiştir. Hz. Ali  döneminde  halife olduktan sonra  Hz. Aişe  , Zübeyr Avvam  ve Talha Bin Ubeydullah, Hz. Osman katillerinin  derhal  cezalandırılmasını istemişlerdir.

    Hz. Ali  Kûfe`ye gelerek  buradan  yardım aldı. Basra  üzerine yürüdü. Hz. Ali `nin  Barış çabaları snuç vermeyince iki taraf  arasında savaş başladı.

* Camel  Vak`ası  (Deve  Savaşı 656):

   Çatışma, Hz. Aişe `nin  devesinin  etrafında  geçtiği için bu savaşa  “ Deve  Savaşı “ denmiştir.

    Yapılan  savaşta  Zübeyr ve Talha şehit edilmiştir. Aişe `ye dokunulmamıştır. Savaştan  sonra Hz. Ali dönmemiş Kûfe`yi merkez yaparak, Irak’ı kontrolüne almıştır.

    Ancak Şam valisi Hz. Ali`nin  halifeliğini tanımayarak mucadeleye devam etmiştir. Hz. Osman `ın  katillerini  cezalandıracağını ilân etmiştir.

* Sıffın Savaşı (657):

   Hz. Ali`nin  barış teşebbüsleri yine sonuçsuz kalınca  iki taraf arasında  savaş çıkmıştır. Temmuz  657 `de  Fırat Nehri kıyısında  Sıffın  adı verilen  yerde başlayan savaşta  Muaviye yenilirken  Amr Bin As `ın teklifi üzerine askerler mızraklarının ucuna  Kur-an`ı Kerim saifelerini takmış ; “ Aramızda Kur-an`ı Kerim  hakem olsun “ demişlerdir. Hz. Ali kendi askerine bunun hile olduğunu söylese de  askerler bunu dinlememişlerdir. Bunu üzerine  İslam  tarihinde  hakem olayı denilen  bir hadise  gerçekleşmiştir. Arm Bin As  Muaviye`nin , Ebu Musa  El-Eşari ise  Hz. Ali `nin hakemi olmuştur. İkisi yaptıkları görüşmelerden her iki tarafın halife  olmasını yeni bir halife  seçilmesini  kararlaştırmışlardır. Yinede  bu kararlar  İslam dünyasının bölünmesini engelleyemedi. Hakem olayından sonra İslam dünyasından  sonra Hz. Ali yanları, Hz. Muaviye  yanları ve her ikisini de kabul etmeyen hariciler olarak ayrılmıştır. Hz. Ali tarafına Şîî, Hz. Muaviye tarafına Emevi denirdi.

 

* Nehrevan Savaşı (659):

   Hariciler  Hz. Ali`nin  üzerine yürümüştür. Halkıda  isyana teşvik etmişlerdi. Bunun üzerine  Hz. Ali  bu olayı  Nehrevan savaşıyla dağıtmıştır. Hariciler İslam dünyasının bu şekilde  dağılmasını  Hz. Ali, Hz. Muaviye  ve Arm Bin As `ı sorumlu tutarak  suikast yapmaya  karar vermişlerdir. Hz. Ali  şehit  edildi, diğer ikisi kurtulmuştur. Böylece  dört halife devri  kapanmıştır.

       _DÖRT HALİFE DEVRİ`NİN  GENEL ÖZELLİKLERİ_

· Halifeler seçimle iş başına gelmişlerdir.

· Bu dönemde Arap  milliyetçiliği yapılmamıştır.

· Türklerle ilk siyasi ilişkiler bu dönemde başlamıştır.

· İslam Devleti bölgenin en önemli siyasi gücü haline gelmiştir.

· Sistemli bir devlet teşkilatı oluşturulmuştur.

                        

  EMEVİLER (661–750)

     Hz. Ali `nin şehit edilmesinden sonra İslam dünyası, Emevi ailesinden  Muaviye`nin eline geçti. Muaviye, Emevi devletini kurduğu sırada ırkta bulunan Müslümanlar da  Hz. Ali`nin büyük oğlu Hz. Hasan `ı halife  seçmişlerdi. Hz. Hasan  Muaviye`nin  ordu topladığını duyunca, bazı şartlarla halifelikten vazgeçti. Ancak, muaviye sözünde durmadı. Hz. Hasan `ın ölümünden sonra, oğlu Yezid`i  veliaht  ilân etti. Muaviye devrinde halifelik, babadan  oğula geçen  bir saltanat haline geldi.

           Yezid  DÖNEMİ (680–683):

    Yezidìn halifeliğine Hz. Hüseyin karşı çıkınca, Hz. Huseyin ve onun çok az sayıdaki taraflarını Kerbelâ `da  şehit etti (681).

ÖNEMİ: İslam dünyası, bu olaydan sonra kesin olarak  Sunnî ve Şîî mezheplerine ayrılmıştır. Bu devirde Ukbe Bin Nafî, Kuzey Afrika`nın  fethini  tamamlamıştır.

          Abdülmelik DÖNEMİ (685–705):

    Emevilerin en parlak dönemidir. Arapça  resmi dil ilân edildi. İlk defa  Arapça yazılı paralar basıldı.

          Velid  DÖNEMİ (705–715):

    Abdülmelik 705 yılında  ölünce yerine oğlu  Velid geçti. Bu dönem Emevilerin  en parlak ve en hızlı  geliştiği dönemdir. Doğuda  Türklerle  sert mücadeleler sonunda  Müslümanlar bir yandan  Hindistan `a ulaştılar. 771 yılında  Tarık Bin Ziyad  komutasındaki Müslümanlar Avrupa`ya  (İspanya yoluyla)  geçtiler. İspanya`ya Vizigotlar`ı  yenen Tarık, Kuzeye doğru ilerledi ve İspanya fethedildi.

    Velid`in  715 `te ölümünden sonra duraklama dönemine giren  Emevi  Devleti fetih  hareketlerine girişemedi. 716 yılındaki İstanbul  kuşatması  başarırız kaldı. Ömer  Bin Abdülaziz  döneminde yeniden toparlanıldıysa da  bu uzun sürmedi. Bu durgunluğu gidermek için  son halifelerden  Hişam zamanında  İspanya üzerinden Fransa`ya  yüründüyse de bu olay bozgunla sonuçlandı.

* Putavya Savaşı (732):

  _Nedeni:

      Müslümanların Avrupa içi, Hıristiyanlığın merkezi olan İtalya`ya doğru ilerleyerek İslamiyeti yaymak istemeleri , Avrupalılar`ın   da Müslümanlara karşı birleşerek onları Fransa`dan atmak istemeleri.

      732`de yapılan savaşta  başta  Franklar olmak üzere, Hıristiyan Avrupalılar Emeviler`i bozguna uğrattılar.

_Sonucu:

      Müslümanların Batı Avrupa`daki  ilerleyişlerinin  durmasına hatta gerilemesine neden olmuştur. Müslümanlar buradan daha ileriye gidemediler. İslam Dünyası`nı olumsuz yönde etkileyen ilk büyük savaş Putavya `dır. Zayıflamaya başlayan Emeviler devletinde merkezi otorite de bozulunca 750 yılında Ebu Müslim Horasani komutasındaki Abbasileri temsil eden ordu, Emevilere son verdi.

       Emevi  Devleti`nin  Yıkılış Sebepleri:

· Emeviler  Arap olmayan  Müslümanları “ Mevali “  (azat edilmiş köle) gözüyle  görmeleri Emevilere  karşı kin ve husumet uyandırmıştır.

· Sonradan Müslüman olanlardan cizye vergisi almaya devam etmeleri.

· Emevi fetihlerinin İspanya`da ve Asya`da durulmuş olması.

· Şiî ve Haricilerin devleti zayıflatmak için faaliyetleri.

· Sınırların genişlemiş olması nedeniyle, merkezi idarenin kontrolünün  zayıflaması.

· Zevk ve sefanın artmış olması.

_Yıkılışı:

    Horasan bölgesinin komutanı Türk asıllı Ebu Müslim  isyan ederek Hz. Peygamber`in amcası Abbas`ın soyundan gelen Ebu`l  Abbas Abdullah`ı halife  etti. Emevi  sülalesinden  yakalananlar öldürülmüş. Kurtulanlardan, Abdurrahman, İspanya`ya giderek  “ Endülüs Emevi Devleti” `ni kurdu (756).

 *__! Endülüs Emevi Devleti`nin kurulmasıyla   İslam dünyasında Abbasi ve Endülüs Emevi Devleti olmak üzere iki  siyasi güç ortaya çıktı.

 

    ABBASİLER DEVLETİ DÖNEMİ 

                    (750–1258)

    Emeviler 750 yılında ortadan kaldırılan  Abbasiler İslam Dünyası`na kısa  zamanda hâkim oldular.

    İlk Abbasi halifesi Ebu`l Abbas Abdullah `tır. İslam devletini dağılmaktan kurtarır ve güçlendirir. Daha ilk yılında Çinlilerle Orta Asya`ya hakim olabilmek için  Talas Irmağı kenarında büyük bir meydan  savaşı yapıldı. Türklerde bu savaşta  ilk defa  olarak  Müslüman  Araplar`ı destekledikleri için savaşı Müslümanlar kazanmıştır.

    Talas savaşı Abbasi Devleti`nde olumlu etki yaparak ve devlet bütün İslam Dünyası`nda  kabul görecektir. Daha sonra  güçlenen  Abbasiler Irak`a önem verecekler ve başkenti Bağdat`a  taşınacaklardır. Daha sonraları Bağdat büyük bir kültür merkezi haline gelecektir.

    786–805 yılları arasında Abbasilerin lideri olan Harun Reşit bu devlete en parlak dönemini yaşatmıştır. Devleti siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden en iyi dönemini yaşatmıştır. Bizansla mücadele edilmiş ve büyük  başarılar sağlanmıştır. Abbasiler  Harun Reşid`in oğulları zamanında gücünü  devam ettirdi. Emin , Memun ve Mu`tasım dönemlerinde türkler Abbasi ordusunda hizmet ettiler. Üst  kademelere kadar yükseldiler. Böylece IX. Yüzyıldan sonra  Abbasiler Devleti`nde Türkler etkili rol oynadılar. Yine bu dönemlerde Bizanslılardan  korunmak için sınırlarda türklerden oluşan Avasım şehirleri kuruldu.

    Asrın  ikinci yarısından sonra hâkim olduğu sahalara özerklik (muhariyet) tanıdı. Böylece bazı küçük devletçikler çıktı ki bunlar

“ Tavaifül Mulk ” denildi. Bu devletlerden bazıları şunlardır: Tolunoğulları , İhşitler, Tahiroğlulları, İdrisiler, Ağlebiler vb.

     Ayrıca 10. asırdan sonra Şîî Fatımiler Kuzey Afrika`da etkili olunca  Abbasiler bu asırdan sonra Kuzey Afrika`da varlık gösteremediler.

     1055 yılında Tuğrul Bey Bağdat`ı Şiî  Büveyh oğlullardan kurtardıktan sonra siyasi gücü eline aldı. Böylece Abbasiler İslam dünyasındaki  güçlerini Selçuklu Türklerine bıraktılar.

    Zayıflamış olan Abbasi Halifeliğine 1258 yılında İlhanlı Moğolları (Hülagu) son verdiler. İslam Dünyası`na  Osmanlılar`dan sonra en uzun ömürlü hanedan olan  Abbasiler İslam Dünyası`na birçok alanda büyük katkıda bulunmuştur.

_ · Abbasiler`in  Genel Özellikleri · _

· İslam tarihinde ilk medreseler, vezirlikler ve anlam da Divan teşkilatı bu dönemde kurulmuştur.

· Sadece  Araplar`ı  ön planda tutan değil bütün  Müslümanlara eşit davranab bir  devletti.

· Hiçbir zaman Avrupa`ya sahip olmamışlardır. İlk Çağ Yunan, Roma klasikleri Arapçaya tercüme edilmiştir.

· Türklerle yakın ilişkiye girilmiş ve türkler bu dönemde Müslüman olmuşlardır.

· Irak önem kazanmıştır.

· Bilim ve tekniğe çok büyük önem verilmiştir. İslam dünyası bu dönemde en önemli kültür merkezlerine sahip olmuştur. Hakim oldukları sahalara özerklikler ( Tava`ifül Mülk ) tanınmıştır.

· Merkezi otorite çok güçlü değildi.

· Sınırların genişlemesi savaş yoluyla değil hoşgörüyle gerçekleşmiştir.

· Moğollar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Böylece sadece Irak değil, Afrika dışında bütün İslam dünyası Moğolların tahribatına uğramıştır.

· Bu dönemden sonra İslam dünyasında genelde Türkler hâkim olmaya başlamışlardı.

             

 ENDÜLÜS EMEVİLER`İ DÖNEMİ

       (756–149)

    Emevilerin 750 yılında yıkılışlarından sonra , Abbasiler`in egemenliğini tanımayan İspanya`daki Müslümanların başına yine Emevi Hanedanı`ndan  Abdurrahman geçti. Kurtubay`ı  başkent yaparak Avrupa Müslümanlarını bu devlet temsil etti. Endülüs Emeviler`i daha çok ilme öenm vererek mükemmel ilim ve kültür merkezleri meydana getirdiler.1031 yılında bu devlet çeşitli kollara ayrıldı. Bu dönem 1031`den 1942 yılına kadar sürdü. Bu dönemde “ Tava`ifül  Mülk “ devri denir. En etkili devletçilik Beniahmer Devleti`dir. Askeri ve Siyasi gücünü kaybeden Endülüs Emevileri`ne 1492 yılında İspanyol  Kastilyalılar son verdi.

     ÖZELLİKLERİ:

1.      Sanat, Bilim ve Kültür`e en çok önem veren İslam devletidir.

2.    Sınırları sadece İspanya ile çevrilidir.

3.    Avrupa`da  Rönesans`a iki eden  iki İslam devletinden biridir.(diğer Osmanlı).

 

     DEVLET  TEŞKİLATI

   a-) Devlet Başkanı:

1.      İslamın siyasi yapısı dini temellere dayanıyordu.

2.    Medine`de Hz. Muhammed `e kurtarıcı gibi bakılması onun hem siyasi hemde dini görevleri yürütmeyi üzerine  almasına sebep olmuştur.

3.    İlk İslam devleti Peygamber efendimiz tarafından kurulmuştur.

4.    Halifeler dini ve idari vazifelerin dışında bütün yetkileri de kullanıyordu.

5.    İlk  dört halife seçimle iş başına geldiğinden bunların zamanına CUMHURİYET DEVRİ `de denilir.

   b-) Merkezi Teşkilatı:

1.      İslam devletinin merkez teşkilatı ilk önceleri son derece basitti.

2.    Fetihlerle devlet sınırları genişleyince ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere yeni müesseseler kuruldu.

3.    Merkez teşkilatı Abbasiler zamanında mükemmel hale geldi.

4.    Asayiş işlerinde sorumlu olmak üzere “ Şurta Teşkilaı “ kuruldu.

5.    Binin emir ve yasaklarına uyulmasının sağlanması, çarşı pazarın konrolü ahlaka aykırı hareketlerin önüne geçilmesi “ Hisbe Teşkilatı’’nın vazifesi idi.

6.    Pasta işlerini Divan Berid yönetiyordu. Emeviler zamanında kurulmuştu.

7.    Abbasi halifeleri devlet işlerine fazla vakit ayıramadıklarından  bunlar adına işleri çekip çevirecek “ vezirlikler “  mühtesiplik gibi görevler ortaya çıkmaya başladı.

       ORDU

1.      İslam’ın ilk dönemlerinde ordu gönüllerinden oluşuyordu. Cihadı`ı bütün Müslümanlar için farz kılınması, onları doğal asker olarak kabul ediyordu.

2.    Sınırların genişlemesi ile asker sevkıyatı güçleşti. Bu yüzden sınır boyları ordugâh şehirler kurulmaya başlandı.

 

**__! Ordugâh şehirlere önce askerler, sonra onların aileleri yerleşiyordu. Böylece hem sınır muhafazası, hem fetihlerin kolaylaması, hem de İslam`ın yayılması sağlanıyordu.

3.    Abbasiler zamanında Türk tesiri ile 10`lu sistem İslam ordu teşkilatına girdi.

4.    İlk İslam donanması ise Hz. Osman zamanında Suriye`de kuruldu.

       ADALET

   Hicretten sonra adalet işlerine bizzat Hz. Muhammed  bakıyordu. Hz. Ömer zamanında devlet sınırları genişleyince her vilayette kadılıkları kuruldu.

       DİN VE İNANIŞ

    İslam kelimesi, Allah`ın irade ve isteklerine teslim olmak demektir. İslamiyeti kabul edenlere Müslüman denir.

    Müslüman; kendisini, nefsini  ve bütün varlığını Allah`a teslim etmiş. Allah `ın  birliğine inanmış, bu suretle selamete erişmiş  insan  demektir. İslam dinin  temeli Kur-an`ı Kerim  `dir.  Kur-an`ı Kerim Allah tarafından  Hz. Muhammed `e  gönderilen vahiylerin  bir araya toplanmasıyla  meydana gelmiş ve bu güne kadar da hiç bir değişikliğe uğramamıştır. Her dinde olduğu gibi  İslam dininde imana ve ibadete  ilişkin  esasları vardır.

İmana ilişkin esaslar: Müslüman olmak için bazı şartlar  kabul etmek mecburiyeti vardır. Bunlara imanın şartları denir. Bu şartlar şunlardır:

1.    Allah`ın birliğine inanmak

2.    Meleklere inanmak

3.    Kutsal kitaplara inanmak

4.    Peygamberlere inanmak

5.    Ahiret gününe inanmak

6.    Kader, hayır ve şer  her şeyin Allah`tan geldiğine ve öldükten sonra yeniden dirilişe inanmak

İbadete ilişkin esasları: Bir Müslümanın İslam dininin beş temel şartına  uyması  Allah tarafından  farz kılınmıştır. Bu şartlar şunlardır:

1.    Kelimeyi şahadet getirmek

2.    Günde beş vakit namaz kılmak

3.    Yılda bir ay oruç tutmak

4.    Zekât vermek

5.    Hacca gitmek

                   SOSYAL ve  İKTİSADİ HAYAT

        Sosyal Hayat:

    İslamiyet bütün Müslümanların eşit ve kardeş kabul etmekle birlikte Emeviler zamanında Araplar Kendilerini diğer Müslüman milletlerden  üstün gördüler devlet yönetiminde bütün önemli görevler ve askerlik Arapların elindeydi. Arap olmayan Müslümanlara karşı “ mevali “  deniyordu. ( İranlılar, Mısırlılar, Berberiler ve Türkler gibi). Toplumda  diğer bir sosyal sınıf “ zımnîler “ (Gayri Müslimler ) idi. Emevilerin, mevaliyi  küçümsemesi, vergi yönünden haksızlıklar yapması, yıkılışlarındaa en önemli sebeplerden biri oldu.

    Abbasilerin yönetime gelmesiyle, mevalinin durumu değişti. Müslüman olmak şartıyla her milletten  kişiler önemli  görevlerle gelmeye  başladılar. Önce  İranlılar, daha  sonra Türkler, Sivil  ve askeri görevlere getirildiler.

       Ekonomik Hayat:

   İslam Devleti`nde ekonomik  hayat Abbasiler döneminde gelişme gösterdi. Devletin tüm gelirleri Beytü`l-Mal denilen devlet hazinesinde toplanırdı. Hazinenin başlıca gelir kaynakları şunlardı:

1.      Öşür: Müslüman halktan  alınan onda bir oranda toprak vergisi.

2.    Haraç ve cizye: Müslüman olmayanlardan alınan toprak  vergisine “ haraç “ sağlıklı gayri Müslim erkeklerden, askerlik görevi karşılığı alınan vergiye de “ cizye “ denir.

3.    Zekât ve Sadaka: Zengin Müslümanlardan alınan bir vergi olup toplanan  zekât ve yoksulluklara dağıtılırdı.

4.    Ganimet: Savaşlarda elde edilen ganimetin  beşte biri hazineye aitti.

5.    Diğer Gelirler: Maden, orman, otlak, tuzla gelirleri , yalancı tüccarlardan alınan vergiler ve yabancı devletlerin gönderdikleri vergi ve hediyeler.

   Toplanan gelirler orduya, kale yapımlarına, bayındırlık işlerine, fakir, dul, yetim ve hastalara harcanırdı. Vali ve komutanlara, büyük devlet memurlarına maaş yerine arazi verilirdi. Bu kişiler, kendilerine verilen araziden aldıkları öşür ve haraçlarla geçinirlerdi.

   İlk altın ve gümüş para Emevi Halifesi Abdülmelik (685–705) zamanında basıldı. Altın paraya “ dinar “ , gümüş paraya “ dirhem “ denirdi. Fetihler sonrasında Irak, Suriye, Mısır, Maveraünnehir`de  tarım çok gelişti. Abbasiler döneminde tarımın  gelişmesi için sulama faaliyetleri başlatıldı ve bataklıklar kurutuldu. Sulanabilen alanlarda, buğday, arpa, pirinç, en çok yetiştirilen  ürünler oldu.

       Yazı, Dil   ve  Edebiyatı

   İslamiyet yayılması paralel olarak, Arap alfabesi de yayıldı. Arap harfleri bütün İslam ülkelerinde ortak yazıyı  oluşturdu. M.Ö IV. Yüzyılda Kuzey Arabistan`da bir devlet  kurmuş olan Nabatlıların yazısı, Arap harflerinin doğuşuna yol açtı. Arap  Alfabesiyle yazı sağdan sola doğru yazılırdı. Bu alfabede birçok sesli harf yazılmaz bunların yerine “ hareke “ denilen işaretler kullanılırdı. Harfler, kelimelerin başında, ortasında ve sonunda değişik şekiller alınırdı.

    İslamiyet’le birlikte  Arapça  önem kazandı ve fetihler yoluyla geniş alanlara yayıldı. İslam dünyasında ortak dil durumuna geldi. Arapça`nın ortak dil durumuna gelmesinin sebebi; Arapça`nın Kuran dili olması ve ibadetin Arapça ile yapılmasıydı. Emevi Halifesi Abdülmelik zamanında Arapça resmi dil olarak kabul edildi. Arapça zamanla gelişerek, bilim ve kültür dili haline geldi.

    İslamiyet öncesi dönemde Araplar arasında şiirin önemli  yeri vardı. Emevilerin zamanında Hz. Muhammed`in hayatını anlatan eserler yazılmaya başlandı. Abbasiler zamanında edebiyat alanında felsefi düşünceler yer alırken, Batıdan tercümelerde yapıldı.

              BİLİM VE SANAT

         Bilim:

   İslam dünyasında bilim alanında gelişme, özellikle fen, tıp ve felsefede olmuştur. Bilim alanında gelişme Emeviler döneminde başladı. Bu dönemde İran, Hint, Süryani ve Yunan dillerinden Arapça`ya tercümeler yapıldı. Tercüme faaliyetleri Abbasiler döneminde de devam etti. Yapılan tercümeler daha çok tıp, astronomi, fizik, kimya, matematik ve mantık gibi bilim dallarında yapılıyordu. Abbasi ve Endülüs halifeleri, bilim alanındaki çalışmalara büyük destek verdiler. Bağdat ve Kurtuba şehirleri, dünyanın en büyük bilim merkezleri durumuna geldiler.

a-) İslami Bilimler: Tefsir (Kur-an`ın ayetlerini yorumlamak ve açıklamak) ; kıraat (Kur-an`ın doğru okunmasını mümkün kılan bilim dalı) ; hadi ( Hz. Muhammed`in çeşitli konularda Müslümanları aydınlatmak ve Kur-an ayetlerini açıklamak için söylediği sözler) ; fıkıh (İslam hukuku) ; kelam ( İmanın esaslarını ortaya koyan ve bunu  delilleriyle savunan bilim dalı).

b-) Aklî Bilimler: Tıp, matematik, kimya, felsefe ve astronomi  idi. Müslümanların bu bilim dallarını Arapça`ya yapılan tercümeler sonucu tanıdılar. Abbasi Halifesi Mansur zamanında başlayan tercüme faaliyetleri, Harun Reşid ve Memun zamanlarında büyük  gelişme göstermiştir. Bu dönemlerde Yununca, Farsça, Hintçe  ve Süryaniceden çok sayıda eşer tercüme edildi.   

  Eğitim Öğretim

   Eğitim ve öğretim  konusunda ilk gelişme Abbasiler zamanında  başladı. X. Yüzyılda ilk medreseler açıldı. Bu medreselerde tefsir, hadis, fıkıh, kelam gibi İslami bilimler okutuldu.

   İslam dünyasında ilk büyük medreseyi Türkler kurdu. Alp  Arslan`ın emriyle vezir Nizamül Mülk  tarafından  Bağdat`ta kurulan  Nizamiye Medresesi  dönemin en büyük  ve ileri eğitim – öğretim  kurumuydu (1067). Nizamiye  Medresesinde, İslam bilimlerin yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutulurdu.

  Endülüs Emevi devletinde de eğitim  ve öğretim  de oldukça ileriydi. Kurtuba Medresesi  Müslüman öğrencilerin yanı sıra çeşitli Avrupa ülkelerinden gelen Hristiyan öğrencilerden eğitim gördüğü yerdi. Ayrıca Kahire, Gırnata ve Sevil  Şehirlerinde de yüksek medreseler açılmıştı.

  Sanat

1.      İlk İslam eserlerinin mimari özelliği yoktur.

2.    Devletin sınırlarının genişlemesi ve başka kültürlerin tesiri ile  İslam mimarisi ortaya çıkmaya başladı.

3.    İslam mimarisi başkent Şam iken Bizans tesirinde kalmıştır. Başkent Bağdat`a taşınınca Bizans tesirinin yerini Eski Doğu ve Sasani tesiri aldı.

4.    Samerra şehrinin kurulması ile Türklerin mimaride etkileri görülmeye başladı.

5.    Gımata`daki  El Hamra sarayı batıdaki İslam mimarisinin  en güzel örneğidir.

    —İslam  Medeniyetinin  Diğer  Medeniyetlere Etkisi–

    İslam Medeniyetinin gelişmesi, dünya tarihinin en önemli olaylardan sayılır. İslamiyet, yıllar  boyunca  görgü ve dini hoşgörü bakımından Hristiyan dünyasına önderlik etmiştir. Bunun yanı sıra  edebiyat, tıp, felsefe gibi  bilim dallarında  da Batı dünyasına öncü olmuştur.

   İslamiyeti  yaymak amacıyla  başlatılan fetihler  Müslümanları doğuda  ve batıda değişik  kültür ve medeniyetlerle karşı karşıya getirdi. Zamanla  bu medeniyetlerden  etkilenen Müslümanlar, kendi inanç ve görüşlerini de  katarak İslam kültür ve medeniyetini  meydana getirdiler Emevilerle başlayan ve Abbasiler döneminde hız kazanan  tercüme faaliyetleriyle eski Yunan ve Helenistik dönem eserleri Arapça`ya çevrildi. İslam  bilginleri bunlardan yararlanırken, aynı zamanda kendi yorumlarını da katarak, yeni eserler  ortaya koydular. Bağdat, Kahire, Şam,  Kurtuba, bilim kültür merkezleri durumuna geldi.

**__! İslam medeniyeti  bütün Müslümanları ortaklaşa oluşturdukları bir medeniyettir.

      Geniş ölçüde Bizans ve Sasanilerden etkilenmiştir.           

            SONUÇ

      İslam Tarihi  ile İslam İslamiyetin  nasıl olduğunu, hangi savaşların ve nasıl olduğunu, neler yaşandığını ve birçok fetihlerin yapıldığını öğrendik.

      Ben şu ana kadar mensup olduğum İslam Dini`nin geçmişini (nasıl doğduğunu) kulaktan dolma bilgilerle biliyordum. Okul derslerinde öğrenmiş olduğum  bilgiler ve çeşitli kaynaklardan araştırmış olduğum İslam Tarihi`ni çok iyi öğrenmiş oldum.

      İslam Dini doğduktan sonra  İslam Medeniyeti kuruldu. İslam medeniyetinin ilk kurucusu olan Araplar, İslamiyet öncesi dönemde önemli bir medeniyete sahip  değildiler. Arağlar İslamiyetin verdiği inanç ve heyecanla bir millet haline gelmişlerdir.

     İslam Medeniyeti Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinden sonra özelliklede Selçuklular ve Osmanlı Devleti döneminde büyük gelişme gösterdi ve geniş alanlara yayıldı.