BİR GARİP MATEMATİKÇİ

matematik ,test, sunu,sbs,olimpiyat,konu,video, ders , anlatım...

Söz Uçar, Yazı Kalır konusu

Söz Uçar, Yazı Kalır konusu konu özeti ders notları

 

Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Yazıyı bulan ilk uygarlık  Sümerlerdir. Kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benzediği için bu yazıya “Çivi Yazısı” denmiştir.

 

Yazının ilk olarak Sümer rahipleri tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Sümer rahipleri yazıyı, tapınak ve depolarda bulunan malları ve bunları tapınaklara veren kişileri kaydetmek amacı ile kullanmışlardır.

 

Sümer yazısının ilk yaygın örneklerinde; zirai ürünleri temsil eden tahıl, koyun, dana, balık, dağ, çocuk vb. yazılar onlara benzeyen şekillerle ifade edilmiştir.

 

  • Sümerler konuşma dilini yazı diline çevirerek düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara aktarmanın yolunu bulmuşlardır.
  • Yazının icadı, insanların belli merkezlerde toplanarak ilk şehir devletleri ve krallıklar kurmaya başlamalarıyla birlikte gerçekleşmiştir. ( Bu durum yazının toplum yaşamının bir gereği olduğunu gösterir. )

 

 Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “Hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir, duvara ve anıtlara yazılırdı.

 Mezopotamya’nın kuzey batısında ve bugünkü Lübnan çevresinde yaşayan deniz ticaret ile ünlü Fenike’liler İ.Ö. 2. milenyumda Fenike (Semitik) alfabesini icat etmişlerdir.

 

Atatürk’ün 1 Kasım 1928 yılında yaptığı harf devriminden sonra ülkemizde Latin alfabesi kullanılmaktadır. 1 Ocak 1929’da yeni Türk Alfabesinin öğretimi için Millet Mektepleri açılmıştır. Atatürk 1931’de Türk Tarih Kurumu’nu kurarak eğitim alanında adımlar atmıştır.

 

YAZININ KULLANILMASININ SONUÇLARI

1-     İnsan toplulukları arasındaki ilişkiler yaygınlaştı.

2-     Bilgi; toplanabilir, iletilebilir, saklanabilir hale geldi.

3-     Duyguların, bilgi ve kültür birikiminin aktarımı kolaylaştı.

4-     Düşünce ve sanat ürünleri yayıldı.

5-     Eğitim ve öğretim kolaylaştı.

6-     Toplum düzenini sağlayan kuralların herkes tarafından bilinmesi sağlandı.

 

MATBAA VE BASKI TEKNİĞİNİN GELİŞMESİ

Eskiden, her kitap tek tek elle yazılarak çoğaltılabiliyordu. Kitap basımına 6. yüzyılda Çinliler ve Japonlar  öncülük ettiler.

 

Uygur Türklerinin de ağaçtan yapılmış bir baskı tekniği kullandıkları bilinmektedir.

 

Çinlilerin 11.yüzyılda buldukları harf dizgisi, Avrupa’da 15.yüzyılda Johannes Gutenberg’in geliştirdiği  baskı tekniğine önemli katkıda bulunmuştur.

 

MATBAADAN ÖNCE;

1-     Düşüncelerin yayılması zordu.

2-     Yeni bilgi ve gelişmelerden çok az kişi yararlanıyordu.

3-     Okuma yazma bilmek ayrıcalıktı.

 

 

 

MATBAADAN SONRA;

1-     Bilgi ve düşüncelerin yayılması kolaylaştı ve hızlandı.

2-     İnsanlar arasındaki bilgi paylaşımında büyük bir gelişme oldu.

3-     Basılan kitap sayısı arttı. Böylece okuma yazma ayrıcalık olmaktan çıktı. Okuryazar insan sayısı hızla arttı.

 

* Yazının icadı ile bilgi; toplanabilir, iletilebilir, saklanabilir hale geldi. Matbaanın icadı ile biriken bilginin yayılması gerçekleşti. Bilginin işlenmesi ise bilgisayarın icat edilmesiyle olmuştur.

 

OSMANLI DEVLETİ’ NDE MATBAA

 

Osmanlı Devleti’nde ilk matbaa 15. yy.dan itibaren gayrimüslimler tarafından kullanılmıştır. (Musevi göçmenler, Ermeniler ve Rumlar )

 David ve Samuel ibn Nahmias kardeşler 1493 yılında İstanbul’da ilk basımevini (matbaayı) kurmuşlardır.

 

İlk Türk matbaası,  Lale Devri’nde Sait Efendi ve İbrahim Müteferrika tarafından 1727 yılında kurulmuştur. 16 Aralık 1727 günü çalışmaya başlayan Matbaada basılan ilk kitap Kitab-ı Lügat-ı Vankulu (Vankulu sözlüğü)’dür. ( Medrese öğrencilerinin eğitimine yardımcı olmak amacıyla basılmıştır. Matbaanın kullanılması eğitim faaliyetine katkı sağlamıştır. )

 Müteferrika yaşamı boyunca 23 cilt halinde 17 eser basmıştır.

 

 Bu dönemde işsiz kalacaklarını düşünen hattatlar matbaaya karşı çıktılar. Sorunu çözmek için dini eserlerin basılması yasaklandı. Daha çok tarih, coğrafya, dil ve askerlik ile ilgili eserler basıldı.

 

    Arapça güzel yazı anlamına gelen “hat” yazımı bir meslek haline gelmiştir. Hat ile uğraşan kişilere “Hattat” denir.               

    Osmanlı padişahlarının tuğraları hat sanatının en güzel örnekleridir.