Mart ayı vefa ve tarih bilinci değerler eğitimi ŞİİRLERİ

 

VEFA VE TARİH BİLİNCİ  İLE İLGİLİ  AŞAĞIDAKİ ALANLARA ULAŞABİLİRSİNİZ

 

 Mart ayı vefa ve tarih bilinci  değerler eğitimi ŞİİRLERİ

 12 ADET ŞİİR VARDIR ÜSTE VEFA ALTA TARİH BİLİNCİ ŞİİRLERİ VARDIR.  ŞİİRLER AŞAĞIDADIR

 

VEFA SAHİPLERİNE

Vefa, İstanbul’da küçük bir semtmiş, 
Fatih ile Karagümrük arasında…
“Bozası” ile meşhurmuş yıllarca 
Bir de Lisesi...
Vefa, “elveda”nın bitirmek istenmeyen perdesi
Hayatımızdan geçenleri hatırlama vesilesi.
Bir fincan kahvenin acı telvesi.
Daha bilmem nesi ve nesi...

Üstün tutaktır vefa 
Yarını, bugünü, geçmişi
Sımsıkı tutan.
Keskin bıçaktır vefa
Dostu, arkadaşı, kardeşi 
Hayırsızdan kesip atan.

Vefasız olmak ister misin?
Hadi özgürlük senin.
Uçup kaybolmak ve de unutulmak...
Vefa prangası mı var ayağına takılı?
Adın sonsuza kadar yüreğimde kazılı.

Hulusi Mutlu ERTAN
17/06/2005 Tarabya

 

Vefamız Mayamız Olsun

Bizi kul var eden Rabb-i Rahman’a 
Sonsuz şükür ile daldık ummana 
Bize ışık tutan Kutb-i Cihan’a, 
Fikir asla yetmez, vefa gerektir

Büyüttü bizleri anne ve baba, 
Sevgi,saygı göster olmaz ki heba 
İnsana yakışan sadakat, çaba, 
Şükürle yetinmez, vefa gerektir

Âlimlerin özü, Hakk’a davettir 
Onlara kötü söz, bir adavettir 
Bizim görevimiz de uhuvvettir 
Zikir dilden düşmez, vefa gerektir

Hayat arkadaşın ortak derdine, 
Daimî şefkati göster kendine, 
Zor gününde koşan, dostun merdine 
Teşekkürsüz olmaz, vefa gerektir

Ceddimiz Hakk için şehîd olmuşlar, 
Gönüllere girip, mürşid olmuşlar 
Yârdan, serden geçip vatan bulmuşlar, 
Tefekkürle bitmez, vefa gerektir

Cemiyette saygı her işin başı, 
Hukuk yoksa, ayırmaz kuru - yaşı 
Söz verdiysen, atma kimseye taşı 
Malkoç Ali, ahde vefa gerektir.

Ali Rıza Malkoç Bursa, 28/03/2006

 

Vefakarlara...

—Vefa’nın vefalı eczacısı Ülkü Terzioğlu’na-

Allah’ım ne oldu bize, 
Sözler vefasız vefasız… 
Selamet ver gönlümüze, 
Özler vefasız vefasız…

Vefa bir semt adı kalmış, 
Yerini bencillik almış… 
Menfaatten yana dalmış, 
Gözler vefasız vefasız…

Dostluk ateşi mi sönmüş, 
Nankörlük mü asıl yönmüş? 
Hep dünyaya doğru dönmüş, 
Yüzler vefasız vefasız…

Büyükler, küçüğü yutmuş, 
Komşu komşuyu unutmuş! 
Yalnızlığı makam tutmuş, 
Sazlar vefasız vefasız…

Kardeşlik argı açıktı, 
Seneler bendini yıktı, 
Mevsimler hayırsız çıktı, 
Yazlar vefasız vefasız…

Vefakâr geçse serinden, 
Vefasız kalkmaz yerinden. 
Hatıralar ta derinden, 
Sızlar vefasız vefasız…

Celil söyle biz ne yaptık, 
Bu taş kalbi nerden kaptık? 
Bir bilinmez yola saptık, 
İzler vefasız vefasız…

Halil Gökkaya

Vefasız Dünyanın Vefasız Sevgilisi

Vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm 
Kimi kim bîvefa dünyada gördüm bîvefa gördüm

(Her kimden vefa istediysem ondan cefa gördüm;

kimi gördüysem vefasız dünyada, onun vefasızlığını da gördüm)

Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman 
Özümden bin beter derd ü belaya mübtela gördüm

(Kime derman için derdimi açtıysam, onu benden bin beter dertli gördüm.)

Mükedder hatırımdan kılmadı bir kimse gam def'in 
Safadan dem uran hemdemleri ehl-i riya gördüm

(Kederli gönlümden kimse üzüntülerimi gidermedi.

Esenlikten dem vurarak beni teselli edecek dostlarımı iki yüzlü gördüm)

Ayak bastım reh-i ümmide, sergerdanlık el verdi 
Emel serriştesin tuttum elimde ejderha gördüm

(Ne zaman umut yoluna ayak bastım, başım dönüp durdu.

Emel ipinin ucuna yapıştım elimde ejderha gördüm)

Fuzuli ayb kılma yüz çevirsem ehl-i âlemden 
Neden kim her kime yüz tuttum andan yüz bela gördüm

(Ey Fuzuli, artık insanlardan yüz çevirirsem beni ayıplama.

Çünkü kime yaklaştıysam ondan belanın yüz türlüsünü gördüm)

Şair Fuzuli


VEFÂ’YA VEFÂ BORCUM 1

Murat ettin lütfettin, var olmamı istedin. 
Nur’undan parça kattın. Ruhumda öz’e VEFÂ. 
Siz kimsiniz? Ben kimim? Diyerek hitap ettin. 
Âlemi ervah’taki, verdiğim söz’ VEFÂ. 
M M M 
Koymadın nefsimizin, elinde esir bizi. 
Bin tane tarifçiyle, anlattın kendinizi. 
Ölürümde unutmam. Sana verdiğim sözü. 
Her masnunda turran. Gördüğüm göz’e VEFÂ. 
M M M 
İndirdin ve anlattın. Ayet ayet gösterdin. 
Her Ayette bin sırrı. Anlayan zekâ verdin. 
Kâinatta ne varsa, bunun içinde serdin. 
Her nimetinde olan. Çok ya da az’a VEFÂ. 
M M M 
Ezberledim yâsini. Kur’an ı yın kalbini. 
Her surede yaşadım. Hayatım olan Din’i. 
Kur’an’ı bahşettiğin. sevgili efendimi(sav) . 
Yaşayarak anlatmış. Bastığı iz’e VEFÂ. 
M M M 
Hürmetine kâinat. Yaratılan Efendim(sav) . 
O bana öğreticim. Kur’an ve İman Din’im. 
Kıblem Kâbe Beytullah, izine benim yönüm. 
Sürünmemiz bize zevk, aldığım hız’a VEFÂ. 
M M M 
Her Hadis’in Sünnetin, benim kurtuluş ipim. 
Hayatımı kuşatan, Resûlün altın küpüm. 
Sünnetlerin yaşamam elde iyilik kapım. 
Yollarında sürünen,elimle diz’e VEFÂ. 
M M M

Ömer Çetinkaya

Vefaymış Semtin Adı

Çok şey anlatmak için 
önce susmasını bileceksin… 
hiç bir şey söylemeden, 
rüyalar aleminden sessizce 
gün ışığına süzülüp... 
gideceksin...

İnanma.. ama dinle 
renkli hikâyelere… 
Çekip gitmek gelirse içinden 
Git gidebildiğin en uzak yere, 
Nasıl olsa yolun düşecek 
Huzur-u mahşere...

İnanmış görün tüm söylenenlere, 
bir şey söyleme… 
İsterse kopsun sol yanın… 
En fazla yüreğin 
Ağladığın kadar ıslanır…

Geçerse içinden ufacık sitem, 
Üzme kendini…boşver 
Bir anda yakacaksan gemileri, 
açık denizlere sür 
hayallerini… 
rahat olmalı, için dışın 
yakarken çırasını meyhanenin...

Aşkmış, sevdaymış, dostmuş 
Hikaye bunlar,geçeceksin… 
Teselli verip kendine 
vefayı semt diye bileceksin… 
kimse değişmez ki! senin için 
sende öyle bilesin…! 
Sukut-u hayale uğrayıp 
hakikati, göreceksin…

19.03.2011

Vefasızlığa Sitem+

Ümit bağlayıp sırtımı dayadıklarım fos çıktı 
Bağrıma bastıklarım, çoğu kez vefasız çıktı 
Dost gözükenlerin tavırları canımı çok sıktı 
Ummanlar gibi olan ümitlerimi aniden yıktı

Gözlerimde cam, yüreğimde hayal kırıklığım 
Cam kırığından daha çoktur hayal kırıklığım 
İçimdeki burukluğumun ekseri dostların eseri 
Yoktur gördüğüm vefasızlıkların haddi hesabı

Toprağa Da Vefalılar

hayat 
güneşli bir kış günüdür hep 
onlar için 
toprak ellerinde yoğrulur 
ölüm ellerinden akıp gider 
görünmezdir elleri 
ve de ne yazık o ellerin emekleri 
çekilen zahmete 
bir gülümseme 
bir elinize sağlık deme 
yeter de artar bile 
sizler ayaklarınızla yürürsünüz 
dünyayı 
onlar elleriyle...

5 Ocak 2011 Ankara

Okusunlar Tarihimizi

Onlar Uludular tarih boyunca 
Hilekarlar bu düzeni bozunca 
Oyunlarında da hep oy olunca 
Hilekarlar bu düzeni bozunca

Karıştırsın ortalığı bilerek 
İleriye gidenleri döverek 
Başkaldıranlara vurup, söverek 
Hilekarlar bu düzeni bozunca

Düşündüğüm kalem ile yazdıkça 
Riyakarın hilesini bozdukça 
Uluyorlar karanlıkta azdıkça 
Hilekarlar bu düzeni bozunca

Yusuf’um, bir günde, yola gelirler 
Okusalar tarihimiz bilirler 
Yalandan, yanlıştan dersin alırlar 
Hilekarlar bu düzeni bozunca

Yusuf Ter 23.09.06

Şanlı Tarihimle Gurur Duyarım....

Şanlı tarihimle gurur duyarım, 
Nerde haklı görsem ona uyarım, 
Uyuduğum günleri ölüm sayarım, 
Şanlı tarihimle gurur duyarım.

Ulubatlı burca diker sancağı, 
Kimse sevdiremez bana alçağı, 
Nazlı dalgalanır Türkün bayrağı, 
Şanlı tarihimle gurur duyarım.

Nerde mazlum görsem dururum, 
Asla olmaz benim kinim gururum, 
Sanma kalleşim sırttan vururum, 
Şanlı tarihimle gurur duyarım.

Aman dileyene kalkmaz ki elim, 
Mayamız temizdir kâlbimiz selim, 
Dünya için değil sevdam emelim, 
Şanlı tarihimle gurur duyarım...

Yusuf Önder Bahçeci

 

 

 

Tarihin Önemini Bilirmisin

tarihin önemi yoktu aslında.geçmişti geçmişte kalan hatıralarım ve kırık dökük sedef kakmalı aynalarım.hayata dair irdeledim konuları aşka da yaz dediler yazasım yoktu aslında.bitkindim yorgundum ruhumu sevda çıkmazına vuran bir kadına satmış gibi serkeştim.seslenişlerimi kıyı balıkçıl kuşları akşam sefaları ve birde daimi müşterisi olduğum rakı kadehleriydi neden olan sabahları beraber kapattığım meyhanelerin kimliksel biyografisiydi.Aşka dair yaz dediler bir tarihten önce bu tarihti.yıkılmıştım dökük bir viranenin arkasından baskılarında sıkılmıs bir şehir gibi damıttım acılarımı sıkısmıs yerde kalan yıllarıma.Aska dair yazdım...kadın gittmişti aşk bitmişti.yaşamadairdir tiyatro sahneleri kadın ve adam vazgeçilmez karakterleri.sevişmek ne kadar basitti.yargılanacağım akşamdı günahlarımı şeytana satma vaktiydi.kutsanmış suda yıkanacaktım.oysa bütün dinlerin lugatından afaroz edilmiştim.dinsiz gibi yaşamaktısensiz.dini olmayan bir insan gibi felsefe aşklarıydı seni bana taşıyan taşaroncu sevdasıydı yanımda ki su.ne utopyalarımdan vazgeçebilirdim nede yardan.oysa bütün yarlar sere verilmedi mi? söyle şimdi kim kimi kandırabilir sevda çıkmazında.sen mi ben mi? endişeliyiz hayata.daha ne yazayım bilmem ki oysa iki yıl evvel bu tarihte ne diyordum şimdi ne diyorum.bir kadın buluyorum yada o beni buluyor ve tarihin anlamsal bütün yüklerini sedef kakmalı bir sandığa kapatıp ömür boyu açmamak üzere kilitliyor.

şimdi seni düşünüyorum hangi paragrafa yazmalıyım.


 

Tarihin Bilincinde Tomurcuklanıyor Kuruyan Ağaçlarımız

yarasalar zorladılar mağaraların duvarlarını 
sıyrıldılar kınından, tepelerin ilahları oldular 
okşadılar düşmanlık dağının şakaklarını

şarap sarhoşu sakallardan dökülüyordu kin 
diziliyordu acımasızlık kehribar tespihine

merhametsiz bir imgeye takılıp kalıyordu parmaklar 
kurumayan imzalarla, bir neslin adı kurbana çıkıyordu 
kalplere saplanıyordu keskin tırnaklar 
ölümler sonsuzlaşıyordu

kıyılarını infazların süslediği ağızlarında, kelle hesabına 
isimler taşınırken çarmıhlara, taş çehreler heykelleşiyordu 
her gün biraz daha taşlaştılar 
taşlaştıkça kamburlaştılar 
kendi evrimini yaşadılar her cinayetten sonra

yok edişi desen desen giydiler 
kökten kazımak isteyen, ali kıran baş kesenler

kimdi, neydi, nereden geliyordu 
emdiği sütün damarı kimdeydi 
bileyledi kılıcını yezit, ok gürledi 
inledi kerbela 
gelmedi insafa kuru taş su vermedi

toprağından koparılmadan önceydi 
kökü derindeydi 
adı İmam, adı Cafer, adı Hüseyin’di 
öldü insan 
öldürdü insan 
paslanmış tarihlere gömüldü insan

kazma kürek, tahta sopa, demir çubuk 
kurşun yağdı oluk oluk 
ve gaz -ve katran, ne cam kaldı ne çerçeve 
ne de kapısı çarpıp duran 
ırza geçti karın deşti, kundak söktü 
yerler kızıl-kan 
adı Maraş, adı Kahraman

fetva verdi- sırt sıvazladı 
mehdilerin-imamların yazan kalemi 
kin kustu salyalı dili 
ne adınaydı, kim içindi 
basıp geçti kömürleşen çığlıkların üstünden 
elhamdülillah dedi

bin kat daha çoğaldı yedi başlı ejderhanın alevi 
her cüsse bir silah, her düşünce bir mermi 
canlar ölümün menzilindeydi

aldı kara-sını Ankara’nın 
orası neresiydi, o hangi şehirdi 
kara yeller esti sokaklarında 
gözyaşı kana-kesti 
kulağı sağırdı, gözü kördü 
hiç kimse duymadı anaların iniltisini

taş yürekler neyi anlatır gözlerine bakınca 
gül açar mı soluğunda 
adı nedir 
gazi midir, katil midir Madımağın

sustular bedenlerin yangınına, duman kokusuna 
sustu yol yolak, yağmurlara uzak topraklar sustu

gözleri karanlığa açılan pencere 
çılgın korosu ile girdiler silip süpürmenin yörüngesine 
rengarenk nefretler uçuştu putlarında 
uzadı bacakları suçun

karanlığın çatlayan kabuğunda inanç bahçıvanları 
ölümlerden ölüm beğendiren, çağın kambur cellatları 
budarken fidanları

varsın kazıya dursunlar 
tarihin bilicinde tomurcuklanıyor kuruyan ağaçlarımız 
bahçelerimiz ülke kadar büyük şimdi

 
 

Müsade Özdemir


 

 

 

 

 

Mart ayı vefa ve tarih bilinci  değerler eğitimi ŞİİRLERİ, vefa şiir, şiiri, şiirleri,  , vefasızlık,şiir, şiiri, şiirleri, vefalı, vefa ve tarih bilinci,şiir, şiiri, şiirleri,tarih, şanlı tarih, ulu tarih, tarihimiz, tarih bilinci, fuzulu vefa şiiri, vefa şaiirleri, değerler eğitimi şiirleri,şiir, şiiri, şiirleri,

 değerler eğitimi, disiplin, sorumluluk, ŞİİRLERİ, şiir, şiiri, şiirleri, dörtlük, dörtlükleri,