BİR GARİP MATEMATİKÇİ

matematik ,test, sunu,sbs,olimpiyat,konu,video, ders , anlatım...

Görev Bilinciyle ilgili Yazı, Görev Bilinci Konulu Yazı

Görev Bilinciyle ilgili Yazı,
Görev Bilinci Konulu Yazı

“GÖREV BİLİNCİ” Nedir?

Spritüel camia içinde, uzun bir süreden beri kullanılan ve kendilerini “GÖREVLİ” olarak tanıtan kişiler, bu sözcüğün gerçek anlamını biliyorlar mı, acaba?

*Yoksa yabancı dildeki “mission” (misyon-görev) ve “missioner” (misyoner – özellikle inanç/ dinsel bilgileri dağıtma ile görevli) kişilerin Türkçe sürümü olan, sempati duydukları ya da bağlı oldukları spritüel toplulukların tanıtımına mı “görevlilik” diyorlar?

*Yoksa “service” (hizmet) ve “serve” (hizmetli oluş) ile mi karıştırıyorlar?

Hizmet ve hizmetlilik, geçmişin dergâhlarında “Kırk yıl odun taşıma” ile sembolize edilen bir yetişme aşamasıdır. Bunda amaç, sırları öğrenmek, onları içselleştirmek ve giyinmektir. Bu ise zahmetli, aklın ve gönlün işbirliğinde kazanılacak büyük bir hedeftir. Kutsal Metinler (hangisi olursa olsun) Kâmil insan olma yolunda uğraş veren beşerin, iyide-güzelde-doğruda- ve hayırda, BİLGİ ile yol almasını önerir ve bütün ritüelleri de bunun üzerine kurgulamıştır. Her adımda bilgilenecek, içselleştirecek, eylemleyerek deneyecek, kayda alacak ve yeni bir bilgiye hazır olacaktır. Bu öğrenme aşamasında, kime, neye, nerede, nasıl, niçin ve ne zaman hizmet etmekte olduğunu öğrenecek, böylece hizmet ehli bir kişi olması da sağlanacaktır. Üstelik sorumluluğu öğrenecek ve sorumluluk bilinci gelişecektir.

Burada:
*Hizmet edilmesi gereken bir ortam, durum, makam
*Hizmet eyleminin kendisi,
*Nasıl bir hizmetin götürüleceği,
*Hizmeti uygulayan kişi, vasıta
*Hizmetin sonucu,

…söz konusudur. İster dünyasal ortamda, ister kavramsal ortamda, hizmetin her kademesi çeşitli adlar alarak deneyimlenmektedir. Burada hizmetlinin iradesi, kendisinin yapacağı iş ve kurallar ile sınırlıdır. Sözgelimi bir memurun hizmeti, hizmet ettiği kurum, kurumda temsil ettiği makam, yaptığı iş, bu işi yaparken kendisine sunulan araçlar, kime veya neye hizmet götüreceği ve bunun sonucunda hem kendine, hem hizmet götürdüğü kişiye, topluma, yere ve hizmet işlevinin kendine nasıl bir bilgi/ yarar sağlayacağına ve sorumluluk kazanacağına bağlıdır. Kutsal metinlerde buna “kul” veya “kulluk” denmiştir.

İşte görev boyutları, bu aşamadan sonra devreye giren, daha farklı bir durumdur. Görev, “gör” kökünden, “görme” eyleminin yani algılama, anlama, farkındalık ve aydınlanmanın; bizatihi hedefin, sorumluluğun, iradenin ve makamın kendisidir. Güzel isimlerde EL-HÂKİM (Karar veren, yöneten, gücü kullanan), EL-HAKEM (Dengeyi sağlayan, arabulan) ve EL-HAKÎM (Hikmet sahibi, sırları bilen) denilen kavramların giyinilmesi durumudur.

*Görevin anlamı ve makamı
*Görevin eylemlenmesinde nasıl bir yol izleneceği,
*Görevlinin bilgi, irade ve kudreti kullanma bilinci,
*Görevlinin sorumluluğu,

söz konusudur. İster dünyasal ister kavramsal ortamda, görevin her kademesi çeşitli adlarla deneyimlenmektedir. Burada görevlinin özgün iradesi ve sorumluluğu, vereceği kararlarda kişinin kendini feda etmesine kadar uzanabilir. Bir ordunun başarılı olması, komutanlarına; bir müessesenin veya bir kentin/ ülkenin iyi yönetimi, yönetenlerine; bir fikrin/ inancın yayılması, o görevi üstlenenlerin başarısına; bir programın/ düzenin/ projenin gerçekleşmesi onu üstlenenlerin cehdine bağlıdır.

Dolayısıyla, bütün bu ayrıntıda gizli olan ve giderek konuşurken bile birbirine hızla karıştırılan bu terimlerin kökenine inilmeden spritüel camiada kullanılması; iki tarafı keskin bir kılıç gibi önümüzde durmaktadır.

Ne acıdır ki:

*Bilgilerini veya düşünce tarzlarını yaymak için; bu KIYAM Dönemi’nde hızla bir yerlere gelmek, bir şeyler olmak veya hak ettiklerini sanarak kısa yoldan ödüllendirilmek isteyen “beşer”i, “Sen Görevlisin!” diyerek ortaya sürenlerle;

*Hizmet aşamalarını bir çırpıda atlayıp, GÖREVLİ olmanın dayanılmaz etkisini kullanmak veya yararlanmak için bilerek veya (ne yazık ki bilmeden) ortaya dökülen; kendi “benlik savaşları”nı (buna “cihad” denmiştir) dahi verememiş kişiler,

…aynı vebali taşımaktadırlar. Her şeyin hızla tüketildiği bu dönemde, “hizmetli” sözcüğü aşağılanmakta iken, “görev” ve “görevli” sözcüklerinin de içlerinin boşaltılması elbette ki kaçınılmazdır. Aslında neye, kime, nasıl, niçin, neden “hizmet” ettiklerini bilmeden çabalamakta; kendilerini yönlendirilenler tarafından sadece çeşitli makam veya unvanlarla ödüllendirilmektedirler. Oysa görevli olma durumu, bir AYDINLANMA ve BİLİNÇLİLİK halidir; bunu kişi, grup veya toplum, bizatihi yaşar, kazanır, giyinir, yüklenir; kısacası HAK eder. Dolayısıyla GÖREV’in bizzat kendisi olur! Bu yüzden de “Görev verilmez, alınır!” denmiştir.

Bu büyük kargaşa ortamında, SENTEZ KİŞİLİK -> BİREY olma noktasına ulaşan kişi, zaten bu hali giyinmiş değil midir?

*Herkes hizmet basamaklarını zaten adım adım tırmanmakta ve ehil hale geldiği zaman, göreve başlamakta değil midir?
*Ne yapıyorsa (ister dağdaki çoban, ister tarlada çiftçi, ister maden ocağında madenci, ister fabrikada işçi, ister denizde dalgıç, ister bilim adamı, ister ebe, ister tezgâhtar, ister şoför,…), yaptığı iş ile yükümlü ve görevli değil midir?
*Hazıra konmak veya kısa yoldan servet, makam, görev kazanmak bir dönemin yaldızlı gösterisi iken, asıl görevlerin ve görevlilerin zamanı yaklaşmakta mıdır?
*Yoksa gelecek yıllara duyulan korku, yaklaşan gerçek GÖREV’lerin ayak sesleri midir?
*Gerçek görev, var oluşun sırrına ermek midir?
*Ya da kendisine yüklenmiş olan programı, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak sürdürmek midir?

Gerçek Görev Bilinci’nin farkındalığında olmak dileğiyle..

Selma MİNE

Görev ,Bilinciyle, ilgili, Yazı,
Görev ,Bilinci ,Konulu, Yazı, kompozisyon


Yorum yazmak için hiçbir yetkisi yok